Bitirmenin Keyfi

Oğlum ilkokuldan beri kalemlerini kullandıkça küçülür, kapak takar, neredeyse tamamen bitirene kadar kullanırdı. Yıl sonu 5-10 sayfası boş kalan defterlerini atmaya kalksam, elimden alır, kalan sayfalarını gelecek yıl kullanırım der ve saklardı.

Annesinden almıştır bu özelliklerini diye hep düşünmüşümdür. Ben hiç öyle olamadım.  Çok müsrif bir insan değilimdir; ama 5-10 yaprağı boş kalan defteri de atabilirdim veya kalemi bitene kadar kullanma sabrını gösteremezdim. Özellikle çocuk yaşımda hiç oğlum gibi olamadım. Ders çalışma konusunda da aynıydı. Üniversite öncesi neredeyse hiçbir sınava, içerdiği konuları sonuna kadar çalışarak giremedim. Hep yarıya yakınını tekrar etmeden girerdim; yani olay ne olursa olsun, bir işi sonlandırma özelliğim “sorumluluğum” sanırım gelişmemişti. Üniversite ile durum değişmeye başladı.

Geçenlerde oğluma, “Niçin kalemini, defterini bitirene kadar hiç atmazsın?” diye sordum. “Baba, bitirmenin keyfi bambaşkadır!” dedi ve beni bitirdi. Aklıma birden kariyer yılarım geldi. Eskiden yayınlarımızı yazıp, çıktı alıp, posta ile gönderirdik. Henüz internet kullanımı yaygınlaşmamıştı. Yurt dışı yayınlarında bile durum değişmezdi. Güzel bir emek sonucu baştan sona bitirilen bir makalenin, postaya verdikten sonraki duyduğum hazzı hatırladım. Gerçekten de bitirmenin keyfi bambaşka idi. Nereden okumuştu ya da nasıl keşfetmişti; ama beni çok eğitti!

Bitirmenin keyif haline gelmesi insanın çocuk yaşta öğrenmesi gereken bir özellik, aynı zamanda çevreye saygıyı da beraberinde getiriyor. Benim çocukluk yıllarımda, kalemi, defteri, hatta önüme konan yemeği bitirmeden kalkmam yanlış eğitilmem sonucuydu. Bunları hep sonradan düzelttim. Bu sadece defter, kalem, yemek bitirmemekle kalmıyordu. Ders çalışmanıza, verilen bir işe, ileride tüm alanlarda sorumluluklarınıza yansıyordu. İşlerinizi tamamlamakta zorluk çekiyordunuz. Sanırım ülkemizde çocuklukta bu tarz eksik yetişme, özellikle günümüzde çok fazlaydı. Açık büfeler, doldurulan ve yenmeden bırakılan tabaklar, her şey dahil sistemler sanırım bu yetişme tarzının ürünüydü.

Amerika’da kaldığım dönemde restoranlarda yemek bitirilemeyecek ise; kalan kısım paket yaptırılır eve götürülürdü. İlk zamanlar bizi çok şaşırtmıştı. Çok yaygın görürdük. Ülkemizde de tek tük görmeye başladım. Aslında bizim inancımızda bunu gerektirmiyor muydu? Ama maalesef çevremde, hastalarımda; çocuklarına karşı böyle bir alışkanlık geliştirme çabası hiç göremiyordum.

Anı yaşayalım, yaptığımız işe konsantre olalım diyoruz ama yaptığınız her neyse bitiremiyorsanız keyif almanız mümkün değildir!  Bu arada, bazı durumlarda bitirmemenin keyfi “vazgeçmek” de önemli bir konudur; ama önce bitirme eğitimi almış olmak şartı ile. Bitirebilecek sabrı, alışkanlığı edinmiş bir kimse yapacağı işin anlamsız olacağını, verimli olmayacağını düşündüğü an vazgeçebilir. Aksi halde belki zamanla verimini göreceği bir işten, yeterli sabrı ya da mücadeleyi  gösteremediği için tırsarak vazgeçmiş olma olasılığı yüksek olacaktır.

Prof. Dr. Erol EGELİ
Kulak Burun Boğaz – Baş Boyun Cerrahı