Gerçekten Sinüzitiniz Var Mı?

Sinüzit, özellikle soğuk aylarda ve mevsim geçişlerinde sıklıkla karşılaştığımız hastalıklardandır. Baş ağrısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı ile gelen birçok hasta sinüzit olduğunu düşünebilir ya da daha önce bu bulgularla doktora gittiğinde sinüzit tanısı konmuştur. Öncelikle hastanın bulgularının basit bir üst solunum yolu enfeksiyonuna mı, alerjik bir reaksiyona mı, yoksa gerçek anlamda sinüslerin bakteriyel enfeksiyonuna mı bağlı olduğunu ayırmak önemlidir.

Sinüzitte Tanının Önemi

Bize başvuran çok sayıda hastaya, daha önce baş ağrısı nedeniyle gittiği yerlerde, sinüzit olmadığı halde bu tanının konduğu ve hiç gerek yokken antibiyotik ve ilave birçok ilaç kullandığını görmekteyiz. Bu hasta gurubuna sinüzit tanısı bir kez yanlışlıkla konduğunda, diğer baş ağrılı dönemlerinde de doktora gittiğinde “benim sinüzitim var” şeklinde söze başlaması; konunun uzmanı olmayan hekimi de etkileyip yanlış tanı ile tekrarlayan antibiyotik kürlerinin uygulanmasına neden olmaktadır. Yani hasta sinüzit damgası yemiştir ve kurtulması da zor olmaktadır. Bu hastaların sinüzitlerinin olmadığını ispatlamak ve hastaları buna inandırmak bazen zor olabilir.

Sinüs ve Sinüzit Nedir?

İnsan kafasında burun etrafında yerleşen içi hava ile dolu boşluklara sinüs diyoruz. Bu sinüslerin içini döşeyen mukoza adı verilen zarların iltihabına da sinüzit diyoruz. Sinüzitleri; akut, kronik ve tekrarlayan sinüzitler diye 3 gurupta inceliyoruz. 12 haftadan önce düzeliyorsa akut, daha uzun sürerse kronik olarak adlandırılırken, sinüzit bulgularının kısa sürede düzelip sıklıkla tekrarladığı durumlara ise tekrarlayan (rekürren) sinüzit olarak adlandırıyoruz.

Sinüzitin Nedenleri

Sinüzit nedeni çoğunlukla burun kaynaklıdır. Burun içi tıkanıklık yapan deviasyon, burun içi konka şişlikleri, sinüs girişini tıkayan ödem, polip gibi oluşumlar sinüzitin kronikleşmesine ya da sık tekrarlamasına neden olur. Ayrıca akut seyreden sinüzitler tedavi edilmedikleri veya yetersiz tedavi edildiklerinde hastalık kronikleşebilir.

Üst solunum yollarının viral enfeksiyonları ve alerjik hastalıkları burun içi mukozalarda ödem yaratarak tıkanıklıklara neden olur. Burun fizyolojisi bozulur. Ayrıca bol sekresyon salgılanmasıyla da sinüs içi sekresyon birikimine ve bakterilerin daha rahat çoğalmasına sebep olur.

Çocuklarda, geniz eti ve bademcik enfeksiyonları sinüzitte etkendir. Özellikle geniz eti problemleri çocukluk çağının önemli problemi olup hem tıkanıklık oluşturarak, hem de enfeksiyon kaynağı olarak sinüzite neden olur. Bu çocuklar genellikle geceleri horlayan, ağzı açık uyuyan, belirgin ağız kokusu, sık öksürük nöbetleri olan çocuklardır. Yine bu şikayetleri olan çocuklarda alerjik nedenler sorgulanmalıdır.

Sinüzit Semptomları

Akut sinüzitlerde baş ağrısı, yüz ağrısı, geniz akıntısı, ateş sıklıkla karşılaştığımız semptomlardır. Ağrı, özellikle başın hareketi ile basınç hissi ve zonklama yapıcı karakterdedir. Kronik sinüzitte ise ağrıdan ziyade kafada küntlük ve dolgunluk hissi vardır. Ağrı sinüzitin yerine göre; burun etrafı, kaş çevresi, göz etrafı, alın, şakaklar, başın arkasında olabilir. Baş ağrısı yanında burunda dolgunluk, akıntı, geniz akıntısı, ses tonunda değişiklik diğer belirtilerdir. Özellikle çocuklarda kötü ağız kokusu, öksürük ve sabahları göz etrafı şişlik olabilir.

Sinüzitte Muayene ve Tedavi

Hastalık hakkında bilgi alınırken çocukta ve ailede alerji varlığı sorgulanmalıdır. Ebeveynlerin her ikisinde alerji olması çocuklarda %65-70 yatkınlık, sadece tek ebeveynde olması %35 yatkınlık sağlar.

Kulak burun boğaz muayenesi sırasında endoskopik muayene yapılmalıdır. Burun içi sinüs ağızları ayrıntılı değerlendirilmelidir. Geniz, boğaz ve kulakların değerlendirilmesi doktora önemli bilgiler verecektir. Radyolojik inceleme akut sinüzitlerde çoğu zaman gerekmez. Özellikle çocuklarda alacağı ışın da düşünüldüğünde, herhangi bir komplikasyon düşünülmüyorsa yapılmasına gerek yoktur. Kronik ve tekrarlayan sinüzitlerde basit radyolojik değerlendirmeler artık değerini yitirmiştir. Çoğu zaman yetersiz ya da yanlış değerlendirmelere yol açar. Fakat bilgisayarlı sinüs tomografisi sinüzitin nedenleri ve yerleşimi hakkında bize daha doğru bilgiler verir. Özellikle çocuklarda kronik sinüzitlerde de yapılan klinik muayene ve takip ile sorunun çözülemediği durumlarda radyoloji en son işlem olmalıdır.

Sinüzitin tedavisinde antibiyotik önemlidir; ama tek başına yeterli olmaz. Birlikte burun içi ödemi azaltacak, akıntıların çıkmasını kolaylaştıracak spreyler kullanılmalıdır. Alerjik neden düşünülüyorsa tedavisi mutlaka eklenmelidir. Eğer mevsimsel bir alerjik rinit söz konusu ise; mevsim başlangıcında yapılacak koruyucu tedavi önem kazanacaktır. Hastanın sinüzitini kronikleştirecek nedenler, gerekirse cerrahi olarak tedavi edilmelidir.

Prof. Dr. Erol Egeli
Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahı