Kabullenmek

 

Sabah saat 06.00, evden çıktım, spora gidiyordum. Hava aydınlanmamıştı henüz. Güzel bir sonbahar sabahı idi. Hafif bir rüzgar esiyordu. Sokak ışıklarının aydınlattığı ağaçlar, kalan son yapraklarıyla hoş bir şekilde sallanıyordu. Yol bomboş! İstanbul trafiksiz bu saatlerde, ne güzel!

Arabamda zaman zaman radyodan klasik müzik dinlerdim. İlerlerken birden arp ile çalınan güzel bir müzik yayına girdi. Müzik o kadar güzeldi ki, biraz sesini açmaya yeltendim. Tam o sırada içimden bir ses, “Dur!” dedi. Belki müzik o ortamda o tonda, o şiddette güzeldi.

Sonra düşününce hatırladım. Daha önceleri birçok defa güzel müzik duyup heyecanla sesini açtığımda, o güzelliği kalmıyordu. Bazen dokunmayıp, olduğu gibi kabullenmenin en iyi yol olduğunu hissettim.

Hayatta tüm olaylarda böyle değil mi? Başınıza iyi kötü ne gelirse gelsin, neyle karşılaşırsanız karşılaşın; Dur! , Sakin ol! Bir süre izle! Heyecanın geçene kadar olduğu gibi kabullen! Büyüsünü bozma!  Sonra gerekirse müdahale edersin.  Güzelliklerin arttığını, hataların azalığını göreceksin.

Prof. Dr. Erol EGELİ
Kulak Burun Boğaz – Baş Boyun Cerrahı